Nostaljinin en zarif temsilcilerinden olan antika gramofonlar ve taş plaklar, günümüzde sadece müzik dinleme araçları değil, aynı zamanda ciddi birer yatırım ve koleksiyon objesidir. Mekanik sesin büyüsünü günümüze taşıyan bu eşsiz eserler, doğru ekspertiz yöntemleriyle değerlendirildiğinde oldukça yüksek meblağlara alıcı bulabilmektedir.
Sesin kaydedilmesi ve yeniden dinlenebilmesi fikri, 19. yüzyılın sonlarında Thomas Edison'un fonografı icat etmesiyle hayata geçmiştir. Ancak günümüzde "gramofon" olarak bildiğimiz düz diskler (plaklar) üzerinden ses okuyan cihazlar, Emile Berliner tarafından geliştirilmiştir. 1900'lerin başından itibaren His Master's Voice (Sahibinin Sesi), Victor Talking Machine Company ve Columbia gibi markalar, gramofonu dünya çapında bir ev eğlencesi haline getirmiştir. 1950'lere gelindiğinde elektrikli pikapların ve vinil (vinyl) plakların yaygınlaşmasıyla gramofonlar üretimden kalkmış ve antika statüsüne geçiş yapmıştır.
Piyasada antika eşya toplayıcılarının en çok karşılaştığı sorunlardan biri "Hint malı" olarak tabir edilen, sonradan üretilmiş sahte (replika) gramofonlardır. Orijinal bir antika gramofonu sahtesinden ayırmak için şu kriterlere dikkat edilmelidir:
Gramofonlar üretildikleri döneme ve kullanım amaçlarına göre farklı tasarımlara sahiptir. Fiyatlandırma ve ekspertiz sürecinde cihazın tipi büyük önem taşır:
1. Kovanlı / Borulu Gramofonlar: Sesi dışarıdaki büyük bir metal veya ahşap boru vasıtasıyla ileten klasik modellerdir. Görsel olarak en gösterişli modeller oldukları için koleksiyonerler ve dekoratörler tarafından en çok talep gören ve adil piyasa değerlerine alıcı bulan türdür.
2. Çantalı (Taşınabilir / Piknik) Gramofonlar: 1920'lerde popülerleşen, ahşap veya suni deri kaplı bir çanta içine gizlenmiş modellerdir. HMV Model 101 ve 102 bu türün en ikonik ve en çok aranan versiyonlarıdır. Kondisyonu iyi olan çantalı gramofonlar mükemmel ses verir ve yüksek likiditeye (hızlı satılabilme özelliğine) sahiptir.
3. Salon ve Kabin Tipi Gramofonlar: Borusu görünmeyen, sesi ahşap kasanın içindeki gizli bir yankı odasından veren mobilya tarzı cihazlardır. Özellikle Viktorya veya Art Deco dönemi mobilya hatlarını taşıyan devasa salon gramofonları, özel antika koleksiyonlarında baş köşeyi alır.
Gramofonlarda çalınan plakalara ülkemizde "taş plak" denilse de, aslında bu plaklar taştan değil; Hindistan'da yaşayan bir böceğin salgısı olan şellak (shellac) maddesi, pamuk tozu ve arduvaz (taş tozu) karışımından üretilir. Dakikada 78 devir (78 RPM) hızla dönerler ve son derece kırılgandırlar.
Taş plak değerlemesinde en kritik nokta nadir kayıtlar ve fiziki kondisyondur. Yüzeyinde derin çizik, atık veya çatlak olan bir taş plağın maddi değeri neredeyse sıfırlanır; çünkü gramofonun çelik iğnesi bu çatlaklara takılarak hem plağı parçalar hem de cihaza zarar verir. Hafız Burhan, Tamburi Cemil Bey, Safiye Ayla, Müzeyyen Senar'ın ilk dönem kayıtları, Atatürk'ün meclis konuşmaları ve nadir kantolar yüksek koleksiyon değerine sahiptir.
Önemli Not: Gramofon iğneleri tek kullanımlıktır. Çelik iğneler, plağın yapısını bozmamak için her bir plak (ortalama 3 dakika) çalındıktan sonra yenisiyle değiştirilmelidir.
Uzman ekibimizle antika gramofon, fonograf ve taş plak koleksiyonunuzu titizlikle inceliyor, piyasa koşullarındaki en gerçekçi değerinde, adresinizde peşin ödeme ile satın alıyoruz.